07.03.2009 Basına ve kamuoyuna, Kadının ihmal edildiği bir toplumun varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi mümkün değildir. Kadınlarımızın toplumdaki yeri ve görevleri konusunda bir birey olarak kişiliğini kazanması ve toplum içinde hak ettiği yeri alması gerekmektedir. Kadın haklarını insan hakları kavramından ayrı tutulamaz. Kadın hakları ile savunulan, kadınlarımızın insan oldukları için her yerde ve herkes için geçerli olan haklara sahip olmalarıdır. Ülkemizde de eğitimin yükselmesi ve kadınlarımızın sosyal hayata girmelerine paralel olarak gelişme göstermektedir. Türk kadınının birçok alanda başarılı olduğu da bir gerçektir. Ancak bugün hala dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de çalışma hayatı içerisinde etkin olarak yer alan kadınlarımızın emeklerinin tam karşılığını aldıklarını söylemek son derece güçtür. Genelde çalışan kadınların çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun hizmetlerde ve ağır koşullardaki hizmetlerde çalışmaktadırlar. Ülkemizde hala kız çocuklarının okutulmaması, erken evlendirilmesi gibi nedenlerle üniversite mezunu kadınların sayısı erkeklere göre çok azdır. Bunun yanı sıra işe alımlarda cinsiyet ayrımcılığı yapılmakta bunun sonucunda aynı meslekteki bir erkek bir kadına göre daha avantajlı olmaktadır. Ülkemizin göreceli olarak sosyokültürel, ekonomik anlamda geri kalmış bölgelerinde ve kırsal alanlarda bu dezavantajlara ilave olan ataerkil yapı, töre baskısı kadınlarımız açısından durumu daha vahim bir hale getirmektedir. Her şeye rağmen günümüzde kadınlarımız sanattan, politikaya kadar her düzeyde sürekli gelişen bir tutumla toplumdaki konumunu sorgulamakta; sorunların çözüm isteğini her geçen gün daha yüksek sesle dile getirmektedir. Türkiye, “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ni de 1985 yılında imzalamıştır Batılı ülkelerden önce seçme ve seçilme hakkını kazanan kadınlarımızla ilgili büyük önder Atatürk “Şuna kani olmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir” demiştir. Anayasamızın, ailenin korunmasını düzenleyen 41. maddesinde, “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle annenin ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.” denilmektedir.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesinin başlangıcı olarak kabul edilen bu günde onların sosyal, ekonomik ve siyasal yaşama daha fazla katıldığı bir Türkiye dileğiyle, Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, saygılarımızı sunuyoruz.
Dr. Murat ERKAN Atatürkçü Düşünce Derneği Samsun Şube Başkanı
|