01.09.2009
Basına ve Kamuoyuna,
Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne yönelik olarak günlerdir 'Demokratik Açılım', 'Kürt Açılımı' adı altında büyük bir saldırı sürdürülmektedir. Bizler biliyoruz ki bu saldırılar ABD'nin Ortadoğu projesinin fiilen uygulanmasına zemin hazırlamaya yöneliktir.
Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 3. maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı İstiklal Marşı'dır. Başkenti Ankara'dır" şeklindeki değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ifadeler bizzat Cumhurbaşkanı, Başbakan ve İçişleri Bakanı tarafından açılım adı altında tartışmaya açılmıştır.
Taraflarından birisinin Abdullah Öcalan olduğu izlenimi verilen sözde “demokratik açılım” programının gerçekte, karanlık küresel güçlerin böl-yönet politikasının bir parçası olduğu giderek bütün çıplaklığıyla anlaşılmaktadır. Böylece yüzyıllardır birlikte kardeşçe yaşayan değişik etnik kökenden yurttaşlarımız, "sürüden ayrılan kuzu" durumuna düşürülecek, kardeşlik, özgürlük gibi değerlerin yanında bugün sahip olunan stratejik ve ekonomik değerler de yitirilecektir. İşte bu yüzden Kurtuluş Savaşı yıllarında olduğu gibi batı destekli gericilik ve bölücülük kolkoladır. Bizi Yugoslavya ve Irak'taki gibi etnik çatışmalara ve kardeş kavgasına sürükleyecek bu sürece karşı tüm yurttaşlarımızı ve kamuoyunu uyarıyoruz.
Yurdumuzu bölmeye, kardeşi kardeşe kırdırmaya, geleceğimizi karartmaya çalışanlarla işbirliği içinde olup da kaybettiğimiz binlerce aydınımızın, evladımızın hatırasına sahip olamayanları halkın yüce adaletine havale ediyoruz.
Ve bir kez daha yineliyoruz: “Hangi etnik kökenden olursa olsun, Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet devrimini başaran tüm yurttaşlarımız, hepimiz büyük Türk milletinin bir parçasıyız. Kürt de biziz, Türk de biziz.”
Bu yüzden bugün içinde bulunulan ortamda Türkiye’nin sorunu etnik temelli değildir.
Sorun onlarca etnik yapının birbiri ile kaynaşmasından ve bir arada yaşama kararlılığından oluşan Türk Ulusu’nun kendi kaderini belirlemesi sorunu olup bunun da yolu tam bağımsız Türkiye’den ve O’nu bu idealle yönetebilecek olanlardan geçer
Yoksa kendi yurttaşına diklenip, emperyalizmin karşısında başı öne eğik duranlar, bu ülkenin elinden avucundan uçup gidenleri göremezler.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ SAMSUN ŞUBESİ YÖNETİM KURULU
|