Yine on ay ağustos böceği gibi yattık, mart nisan aylarında Ermeni tasarısı meclislerden geçmesin diye çırpınıp duruyoruz.
Ermeni Sorunu, günümüze kadar değişik boyutlarda yaşanmış olmasına rağmen, üzerinde en çok tartışılan yönü ;“ Ermeni Soykırımı” iddiaları ve bu iddiaların dayandığı “Tehcir” olayıdır.
Birinci Dünya Savaşı öncesi dönem ve savaş sırasında Ermeni komitelerinin ve savaş bölgelerindeki Ermenilerin devlet aleyhine tutum ve davranışları üzerine, Osmanlı Hükümeti önce; 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komitelerinin kapatılması kararı ile yöneticilerinden yaklaşık ikibin kişi hakkında devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanması kararını almış , daha sonra da 27 Mayıs 1915 tarihinde savaş bölgelerindeki Ermenilerin başka bölgelere nakledilmeleri kararını içeren Tehcir Yasası’nı çıkartmış ve uygulamıştır. Ermeniler, bu tehcir sırasında 1.5 milyon Ermeni’nin öldüğünü ve bunun bir “soykırım” olduğunu iddia etmişler ve yaklaşık ikibin kişinin tutuklandığı 24 Nisan 1915 tarihini “Ermeni Soykırımı”nın başladığı tarih olarak kabul edip, bu günü “Ermeni Soykırımını Anma Günü” olarak dünya kamuoyuna kabul ettirmek için çalışmışlardır.
Ermeniler bu çalışmalarını kimi zaman “24 Nisan Soykırımı Anma Günü” haberleriyle, kimi zaman kendi tezlerini savunan bir bilim adamının makalesiyle, kimi zaman da “soykırımdan kurtulmuş” bir Ermeni olarak lanse edilen kişilerle yapılan röportajlarla ve son yıllarda da dünya genelinde çeşitli ülkelerin parlamentolarına getirdikleri Ermeni Soykırımını kabul eden yasa tasarıları çalışmalarıyla gündemde sık sık yer almışlardır. Bunların yanında Ermeniler kendi tezlerini gazete, televizyon, radyo, kitap, broşür, panel, sinema ve internet ağını sürekli kullanarak soykırım iddialarını kabul ettirmeye yönelik kampanyalarını yürütmüşlerdir.
Ermenilerin bu faaliyetlerine karşı Türk tarafı ise , kendi tezini anlatma konusunda yetersiz kalmıştır. Türkiye’nin Ermenilere karşı mücadelede en büyük eksikliği; stratejisiz ve tepkilerinin süreksiz oluşudur.Karşı projeler üretmek yerin hep Ermenilerin tezlerine savunma yaparak soykırım yalanını çürütmeye çalışmıştır.
Biz biliyoruz ki; tarihi, en iyi tarihçiler bilir. Gerçekleri ortaya tarihçiler, bilim adamları çıkaracaktır.Fakat artık bu tasarı siyaset arenasındadır Öyleyse çözüm yolları da siyasi olmak zorundadır.
Ortaya atılan iddiaların gerçek dışı olduğunun bilinmesine rağmen, hem Türkiye üzerinde hala gözü olan Ermeni ırkçıları, hem de Türkiye üzerinde çıkarlarını gerçekleştirmek isteyen batılı devletler , bile bile bu yalanı sürdürmektedirler.
Soykırım yalanı, Demoklesin Kılıcı gibi tepemizde durmaktadır .Türkiye’den bir talep olacağı zaman, önümüze sürülmektedir.
Bakalım bir iki ay içerinde ne isteklerle karşılaşacağız
Birol YELEKİN
|